Birgün değil, Hergün iste!

Sans-serif

Aa

Serif

Aa

Font boyutu

+ -

Satır yükseliği

+ -
Gündüz
Akşam
Gece

Hangi Markaların Bağımlısıyız? [Mim]

Evet! Marka takıntısı olanları ve markaların sadık müşterilerini buraya alalım. Birçok insan da sabit marka duyarlılığı kimisinde ise aranmak gibi adetleri vardır.Marka duyarlılığı olan insanlar ciddi anlamda takıntı haline gelmiş ruh hallerini kabul etmeselerde belirli ürün gruplarında tek bir marka ile yetinmeyi tercih ederler. Bu mim konusunu açmamın ana nedeni aslında çevremdeki bloggerların ne kadar özgür bir yaşama sahip olduklarını ve sisteme bağlı kalmadan yaşayabiliyorlar mı bu gibi soruların cevabını bulmak. Sisteme bağlı derken kastettiğim şeyi belki bazılarınız hemen anlamıştır. Şöyle ki;

marka-bagimliligi

Apple gibi bir takıntı var mesela günümüzde. Ben marka konusunda ısrarcı olma taraftarı bir insan değilim. Bu yüzden çoğu zaman duygularımla hareket eder, zevkime göre tercih yaparım. Markalar derken hayatımızı kolaylaştıran bütün ürünlerden, markalardan bahsediyorum. Hani sadece bunu cep telefonu yada bilgisayar markası olarak algılamayın. Giyimden tutunda, aksesuara, ev dekorasyonuna ve elektroniğe kadar. Minimalist olmaktan sade yaşamaktan yanayım ve sanırım bu obsesif ruh halimden de ölene kadar kurtulamayacağım. Aslında kimine göre sıkıcı bir durum olsada bu, bana göre hayatın gerçek anlamı. Evet gelelim mim konumuzun, biz bloggerların hayatını ifşa ettikleri kısma. Öncelikle kıyafetten başlayacağım. Genelde bu konuda belirli bir takıntım olmasada sadık müşterisi olduğum 3 markam var giyimde. Colins, Mavi, LTB severek sürekli olarak ürünlerini giydiğim markalar. Tekstil konusunda minimalist olmayı beceremiyorum. Aslında çekeceksin siyah tişört, siyah pantolon ama olmuyor işte bunu pek beceremiyorum. Ayakkabı konusunda oldukça fazla markanın ürünlerini kullanıyorum. Kullandığım başlıca markaları belirtecek olursam eğer, Adidas, Nike, Puma, Onitsuka Tiger, Greyder gibi birçok markanın ürünlerini kullanıyorum. Ayakkabı konusunda da sabit bir marka takıntım yok. Rahat hissettiğim herşeyi giyiyorum. Aksesuar konusunda örneğin saatten örnek verecek olursam eğer, Daniel Klein, Diesel saatleri konusunda oldukça takıntılıydım. Ta ki Motorola Moto 360 ile tanışana kadar. Şuan da severek kullandığım akıllı aksesuar ve gerçekten şarj olayı dışında gerek görüntü olarak, gerek kullanılabilirlik olarak günlük hayatta tek tercih ettiğim aksesuarım oldu diyebilirim. Bu arada Motorola Moto 360 Akıllı saatimin inceleme yazısınıda şurada yazmıştım. Okumayan arkadaşlar için merak ettiği detayları ve soru işaretleri varsa eğer, yazımı inceleyerek soru işaretlerini giderebilirler.

motorola-moto-360-akilli-saatim

Telefon konusuna değinmek istiyorum. Bazılarının taraftarı olduğu yada takıntı haline gelen markam yok. Samsung ile başladım akıllı telefon serüvenine onunlada devam ediyorum. Normal de her çıkan yeni seride telefon değiştirme adetim vardı. Ancak 3 yıldır Galaxy Note 2 kullanısıyım.

samsung-galaxy-note-2-telefonum

İnatla telefon parçalanana kadar değiştirmeyeceğim dedim. Lafımıda yiyeceğimi sanmıyorum. Zaten şuan da git gide artan fahiş telefon fiyatlarına olan ayrı bir kızgınlığım var. Her yeni gelen seride fiyatlar katlanıyor milleti neden bu kadar enayi yerine koyarlar bunuda anlamış değilim. Bu yüzden 3 yıldır iyi anlaşıyoruz telefonumla gayet memnunum yani. Elektronikten konuyu açtım birçok arkadaşım da eminim bunları merak ediyordur çünkü bende ciddi anlamda blogger arkadaşlarımın marka alışkanlıklarını merak ediyorum. Hayatımızı kolaylaştıran bir diğer cihazdan bahsedeceğim. Tablet bilgisayarlar. Ciddi anlamda birçok işimi mobil olduğum zamanlarda tabletimden hallettiğim için atlamadan bundan da bahsetmek istiyorum. Tablet konusunda garip bir takıntım var ama alternatif cihazlarada açığım. Apple iPad Mini ile tablet bilgisayar kullanmaya başladım. 3 yıldır kullanıyorum ve gerçekten gerek içerik oluştururken, gerek dergi, kitap yada blog okurken büyük keyif aldığım cihazım. Şarj konusunda beni hiç yarı yolda bırakmadığı için yanımdan hiç ayırmıyorum. 3 yıldır tabletimlede oldukça mutlu bir birlikteliğimiz var yani :).

ipad-mini-tabletim

Depolama cihazlarından bahsedeyim bir diğer tabirimle diğer loblarımdan.. Depolama cihazı markaları konusunda çeşitli markaların ürünlerini aldım ancak iomega denilen marka dışında hepsinden memnun kaldım diyebilirim. Şu aralar da sadece kompakt kasa tasarımına sahip Toshiba Stor.e 1 TB harici bellek ve SanDisk Extreme 64 GB USB 3.0 Flash bellek kullanıyorum.

harici-bellegim-flash-bellegim

Toshiba harici belleği genelde fotoğraf, pc, mac, telefon, program, oyun, backup’ları için kullanıyorum. Sandisk flash belleği ise günlük hayatta, örnek çalışma dosyaları, sunumlar, raporlar, yapılan çalışmalar vs. için kullanıyorum.

commodore-64-computer-bilgisayar

Bilgisayarlara gelecek olursam eğer Commodore 64 ile başlayan bilgisayar serüvenim, günümüzde Toshiba Satellite modelini hatırlamıyorum laptop’um ve tasarım için aldığım 2014 model Apple iMac 21.5 inç  2.9 GHz 4 çekirdekli i5 işlemcili masaüstü canavarım ile devam ediyor. Canavarım diyorum çünkü gerçekten yapılan her işte hakkını veriyor ve performans konusunda herşeyin üstesinden geliyor. Genel olarak ofis dekorasyonunda önem verdiğim tek markadan da bahsederek mim’i şutlamak istediğim dostlarıma, blogger arkadaşlarıma doğru göndermek istiyorum. Fazlasıyla merak ediyorum çünkü kullandıkları markaları. Özelliklede ortak yönlerimiz sevdiğimiz markalar varmı buda aynı merak uyandırıyor bende.

Evet! Ofis mobilyalarımı genelde Türk insanının kalitesiz diye çamur attığı IKEA‘dan alıyorum. Şimdiye kadar aldığım mobilya ve ev aksesuarlarından da oldukça memnunum. Onlarlada mutlu mesut yaşıyorum yani. Aslında evimde kendimi en rahat hissettiğim mutlu olduğum alan diyebilirim. Ben bu alana ‘yaşam alanım’ diyorum genelde. Her bir aksesuarını özenle seçtiğim ve masamın başına geçtiğimde çalışmaktan keyif aldığım çalışma alanımıda ifşa ediyorum. Eski çalışma ortamımı daha önce ‘Çalışma Masam’ başlığı ile Tahsin kardeşimin beni mimlemesi nedeniyle şurada yazmıştım. Evlilik sonrası daha farklı bir ortam tasarladım kendime ve üzerine koyarak hayattan ufak şeylerle mutlu olmanın, keyif almanın gayreti ile yaşadığımı düşünüyorum.

ofisim-calisma-masamEvet gel gelelim mim’in gideceği kişilere. Bu uzun mim yazısının göndereceğim arkadaşlarımdada aynı etkiyi yaratacağını düşünerek yazımdaki gibi detaylandırmalarını umuyorum. Evet! Mim’i Tahsin Sungur‘a, Yunus Emre Ceyhan‘a, İsmail Usluer‘e Çisel Cebbar‘a, Sabah Kemal Cansu‘ya, Sinan Yorulmaz‘a Fundalina‘ya, Egonomik‘e Oğuzhan İsa Temiz‘e ve facebook’tan sormadan mimleyeyim diye yazdığım ancak dönmeyen tüm vatandaşlara gönderiyorum. Üzerine alınan yazacak arkadaşlarımında yazılarını merakla bekliyorum. Selametle…

35 Yorum

Bir Cevap Yazın